Aylık Kültürel Aile Dergisi

HAYATIMIZA HAYAT KATANLAR

Selim Gündüzalp / Ocak Şubat Mart 2015

Anne sevgisinden sonra hemen gözümüzü açtığımız şefkatli eller… Evdeki büyüklerimizden sonra onları bulduk karşımızda... Onlar hayatımıza ışık tuttular. Karanlıkları aydınlattılar. Bize en güzel sözleri, bilgileri onlar öğrettiler. En güzel dersleri verdiler. Örnek oldular hayatlarıyla, fedakarlıklarıyla… Dahası, Allah için sevdiler bizi… Ve hak ettiler kalbimizde yer almayı... O yeri kaybetmemeyi hak ettiler.

Onlar, hepimizin yakından tanıdığı, bildiği insanlar.

Ancak aynaya bakarken nasıl kendini unutursa insan, onlar da unutuluveriyor bazen.

Onlar görünmeyen kahramanlar.

Annemizin ve evimizin şefkat dolu o güzel havasından kendilerine teslim edildiğimiz, itimada şayan insanlar.

Hayatımızın içinden su gibi akıp, bizi bilgiyle yıkayanlar onlar. Ruhlarımızın ellerinde şekillendiği usta kuyumcular... İnsan sarrafıdır onlar.

Emaneti emanet bilenler ve ona değer verenler... En değerli emanetin kendilerine verilmesinden memnuniyet duydukları kadar endişe de edenler... Bugün ellerinde yarın ağaç olacak bir tohum tutuyorlar da ondan endişeleri.

Hayatta bazı özel meslekler vardır. Siz onu değil, o meslek sizi seçer. Onlar, bu talihlilerdendir işte.

Kimdir onlar? Sevgili öğretmenlerimiz...

 

Peygamberlik mesleğidir icra ettikleri…

Anne sevgisinden sonra hemen gözümüzü açtığımız şefkatli eller... Evlerimiz kadar sıcacık mekanlardı okullar... Onlarla buluştuk oralarda... Evdeki büyüklerimizden sonra onları bulduk karşımızda... Onlar hayatımıza ışık tuttular. Karanlıkları aydınlattılar. Bize en güzel sözleri, bilgileri onlar öğrettiler. En güzel dersleri verdiler. Örnek oldular hayatlarıyla, fedakarlıklarıyla…

Dahası, Allah için sevdiler bizi… Ve hak ettiler kalbimizde yer almayı... O yeri kaybetmemeyi hak ettiler. Aldıkları yeri kaybetmemeyi hak ettiler. Onların yeri kalbimizde hep özeldi ve öyle de kalacak. Bizim için o kadar değerlidir öğretmenlerimiz. Peygamberlik mesleğidir icra ettikleri… Sevgili Peygamberimizin (a.s.m.) ardından onlar gelir hayatımızda... Allah Resulü (a.s.m.) bize hayatı öğretti ve ebedî hayatı ders verdi. Onlar da o dersin tazeleyicisi oldular yeniden bizim için...

Ne garip değil mi? Bu güne kadar hiçbir şey bilmeyen biz, öğretmenlerimiz sayesinde, onların üstün emekleri ve gayretleriyle çiçek açtık. Öyle ki, okullarda onlardan ders aldığımız o sıralarda yetiştik, filizlendik, meyve verdik. Oturduğumuz o sıralarda gün geldi, yeni öğrenciler oturdu. İçimizden bazıları o okullara öğretmen oldu. Öğrencisi olduğumuz mekanlara öğretmen olarak döndük öğretmenlerimiz sayesinde.

 

Hafife alınacak bir meslek değildir öğretmenlik

Şüphesiz hafife alınacak bir meslek değildir öğretmenlik... Öğretmenlerimiz de öyle, onlara olan sevgimiz de... Bizim sevgimiz onların şahıslarını aşar, vazifelerine bakar. Kutsal kabul ederiz o görevi. Onun içindir onlara verdiğimiz değer.

Hazreti Ali'nin (k.v.) dediği gibi, “bize bir harf öğretenin kölesi oluruz.” Ama o harf mana-yı ismî ile değil, mana-yı harfî ile olursa... Yani bize a'yı, b'yi öğretenler, a'nın bir harf olduğunu, bir harfin kendisini ancak bir harf kadar gösterebileceğini ders verdikten sonra, eğer o harfi yazan yani ortaya koyan yazarından, sanatkârından söz etmezlerse olmaz. İşte biz öğretmenleri bunun için sevdik.

Çiçeği çiçek olarak değil, Allah'ın çiçeği olarak anlattıkları için... Harfi harf olarak değil, o harfi yazandan bahsettikleri için... Tabiatı, bitkileri, hayvanları, ağaçları, fiziği, kimyayı, edebiyatı, coğrafyayı, tarihi, ne varsa, her şeyi ama her şeyi Allah'ın (c.c.) yarattığını bilerek, hissederek ders verdikleri zaman, onları daha çok sevdik. Böyle bir ders halkası, böyle bir ders havası, hâliyle bizi yüce Kitabımızın eşiğine getirdi, hayatın manasını öğretti.

Onların sayesinde ilim ile din el ele verdi, bir havuzda yıkandı, yeni bir form kazandı. Vicdanın ziyası din ilimleri, aklın nuru fen ilimleri oldu ve ikisinin birleşmesinden hakikat doğdu; ayrıldıkları zaman ise felaket oldu. Birinden taassup, öbüründen inançsızlık ortaya çıktı.

 

Yolların kesişme noktasında durur öğretmenlerimiz...

Bizi hakka ve hakikate yönelttikleri için severiz onları…

Öğretmenler, muallimler, hangi ismi kullanırsanız kullanın, onlar bizim gözbebeğimiz. Bize mana-yı harfî ile ders verdikleri zaman, okuduğumuz ilimler marifetullaha yükseldi, hayatımızın gayesi oldu.

Hangi yere gideceğini bilmeyene, hiç kimse yardım etmez. İnsan ki şu kâinatta nereye gideceğini, niçin gideceğini, neden geldiğini bilmezse, bunun da bir kıymeti olmaz. İnsanı insan eden en yüce değer, insanı şu kâinatta niçin yaratıldığının sırrına ulaştırandır.

İşte öğretmenlik mesleği bu bakımdan her çileye değer, her sıkıntıya, her şeye göğüs germeye değer bir meslektir. Ne mutlu onlara...

Ebedî hayatın eşiğinden Peygamberlerin yanı sıra geçecek olanların kutsal mesleğidir öğretmenlik. Çünkü insanı onlar şekillendiriyorlar. Allah’ın yeryüzünde yarattıklarının en yücesi olan insanı... Onun beynine, kalbine, aklına, ruhuna onlar sesleniyorlar. Bir daha silinmemek üzere, en kıymetli bilgileri bizim fikir tarlamıza onlar ekiyorlar.

Onlar hayatımızın bahçıvanı. Onlar hayatımızda gözümüzü açtığımız en değerli varlıklar. Annelerimizden, babalarımızdan hemen sonra... Onlardan öğrendiğimiz o ilk bilgiler, bugün de hâlâ işe yarıyor, yarın da yarayacak. Eğer gerçekten Allah'a götüren o yolda, nuranî bir ışık olan bilgi ise bu, onlar da bundan ebediyen hissedar olacaklar.

 

Hayatın öğretmeni olmak…

Okulun öğretmeni olmak kolay ama hayatın öğretmeni olmak zor.

Öğretmenlik bu bakımdan kendi içinde de dereceleri olan bir meslek... Bazıları belki sadece öğrenciyle birkaç saat konuşmaktan ibaret, ders verip çıkmaktan ibaret zannederler bu mesleği... Bazıları yetinmez bu kadarla… Elinde avucunda ne varsa, tüm kazandıklarını sevgili öğrencileriyle paylaşırlar. Dahası, kendilerini yetiştirirler o kıt imkânlara rağmen...

Çevrelerindeki insanlar gününü gün ederken, onlar kendi hayatlarını öğrencilerine adarlar, adadıkları hayatın bakımını da yaparlar. Kendilerini de yetiştirirler öğrencileriyle beraber... Onlarla büyürler okullarda, sınıflarda, sıralarda... Kim öğrenci, kim öğretmen, bazen belli olmaz...

Bu meslek öğretmenin öğrencisiyle beraber büyüdüğü bir meslektir. Tıpkı bir bahçıvanın elinde büyüyen narin bir filiz, bir gül goncası gibi... Ona verdiği değer, gün gelip açtığında, her türlü zahmete değer...

Böyledir insanoğlu... O da bakıma muhtaç... O da ilgiye, sevgiye muhtaç...

Peygamberlik mesleğinin izdüşümüdür öğretmenlik… Görevini güzel yapanlara, bu uğurda, bu yolda, herhangi bir tesir altında kalmadan, sadece ve sadece Allah'ın hoşnutluğu ve rızasını düşünüp, O'nun razı olduğu yolda hareket edenlere gönüller dolusu, kalpler dolusu selam olsun...

Bize öğrettikleri dersler, çektikleri çileler, hatta meşru dairede bile tadamadıkları zevkler, her şey için ama her şey için, bizim uğrumuza katlandıkları o çileler için, onlardan özür diliyoruz. Rabbimizden onlara uzun ömürler ve ebedî saadetler temenni ediyoruz. Tâ ki, bu dünyada tadamadıkları lezzetleri, ebedî saadette sevdikleriyle beraber tatsınlar.

 

Onların ellerinde şekillendik

Bizim için öğretmenlik bu kadar mukaddestir, bu kadar gözbebeğidir işte... Biz onların ellerinde şekillendik. Belki bizi unuttular, belki de hafızalarında önemli bir yerde tutuyorlardır, fark etmez, her ikisi de olabilir, insanız; ama şunu unutmasınlar ki, yapılan hiçbir şey boşa gitmiyor, yapılan en küçük bir iyilik bile eninde sonunda gelip sizi buluyor.

Öğretmenlerin, yaptıklarının karşılığını bu dünyada elde etmek ya da bulmak için yapmadıklarına gönülden inanıyoruz. Bir anne de öyle değil mi? Yavrusuna bakarken, onu eğitirken, terbiyesiyle meşgulken, herhangi bir şekilde onun her türlü sıkıntılarına göğüs gererken, bir fayda, bir menfaat gözetmediği gibi, öğretmenlerimiz de öyledir bizim gözümüzde. O ulvî mesleği o kadar severek yapıyorlar ki, hayatlarına da yansıyor.

Allah kime neyi sevdirmişse, ona onu kolaylaştırıyor. Öğretmenlik mesleği gerçekten zor ama Allah'ın özel olarak omuzuna koyduğu insanlar için kolaylaştırılıyor, kolay oluyor.

Ebedî hayatta da Rabbim, Hazreti Peygamber'in (a.s.m.) etrafında, o birinci ve en büyük öğretmenin çevresinde bizleri beraber haşreylesin, birlikte olmayı nasip eylesin inşallah...

 

 

 

Bir ayet

Erkek olsun, kadın olsun, mü’min olarak güzel işler yapanlara dünyada temiz ve huzurlu bir hayat yaşatırız.

—Nahl Suresi, 97

 

Bir hadis

Kim sabah akşam, “Ben Rab olarak Allah’a, din olarak İslam’a ve peygamber olarak Muhammed’e (a.s.m.) razı oldum” derse, yüce Allah kıyamet günü muhakkak ondan razı olur ve onu rıza yurdu cennetine kor.

—İbn-i Mace, Dua, 14

 

Bir söz

Bir çiçek dikeriz. “Diktim, tuttu” deriz. Bir ağaç diksek, “Ne dikersem, benim elimden tutar” deriz.

Eyvah eyvah! O çiçek tohumunu kimin halk ettiğini, O’nun da vücuda getirme emri olmasa emeklerimizin boşa gideceğini tefekkür etmeyiz.

İşte bir mü’minin eğer cahil ve irfansız ise, iflası böyle olur. Allah muhafaza buyursun.

—Abdülhay Öztoprak, Yolumuzu Aydınlatanlar, Zafer Yayınları

 

Bir beyt

Dilini gözet, hem gözünü gözet.

Az ve helal ye sen, boğazı gözet.

—Yusuf Has Hacib

 

Bir hazır cevap

Alman başvekili Bismarck, siyasî hayattan çekilip dinlenmek istiyordu. Ancak imparator buna razı değildi. Bir gün Bismarck, yorgunluktan söz edince imparator:

“Ben sizden daha yaşlı olduğum hâlde çalışıyorum, yoruldum demiyorum” deyince Bismarck şu cevabı verdi:

“Öyle ama efendimiz at her zaman süvarisinden fazla yorulur.”


Okunma Sayısı : 1934

Etiketler:

işte hayat böyledir - öğretmenlik mesleği - öğretmen
130 . Sayı
2015 Ocak Şubat Mart / 130. Sayı
ARŞİV
Ana Menu
Ana Sayfa
Yazarlar
Arşiv
Arşiv
Kurumsal
Hakkımızda
İletişim
İletişim
Adres: Sanayi Caddesi, Bilge Sokak No: 2
Yenibosna / Bahçelievler / İstanbul
Tel: +90 212 551 32 25 - Faks: +90 212 551 26 59
Moral Dünyası Dergisi
© 2014 Moral Dünyası, tüm hakları saklıdır.