Aylık Kültürel Aile Dergisi

Bir Kur’an sevdalısı GÖNENLİ MEHMED EFENDİ

Vehbi Vakkasoğlu / Ocak Şubat Mart 2015

Bediüzzaman, Gönenli Mehmed Efendi’yi ziyarete gittiğinde şöyle der: “Bir Müslüman bir beldede bulunduğu sırada bayram olsa, oranın din büyüğünü ziyaret etmek ona vaciptir. Mademki bu kardaşımız Kur’an’a hizmet için ortaya çıkmış, ben de onu bu beldenin şeyhülislamı kabul ederek ziyarete geldim. Biz Kur’an’ın manasına çalışıyoruz, Gönenli Mehmed Efendi de lafzına çalışıyor. Bu sebeple onun talebelerini kendi talebelerim gibi, Nur talebesi kabul ediyorum. ”

Bir Kur’an sevdalısı. Yokluk ve zorluk zamanında, bütün yasakları aşarak, Kur’an’a hizmeti amaç edinir. Bütün hakikatiyle mücahit bir hoca olur. Tek başına bir eğitim müessesesi gibi çalışır. Bütün Anadolu’dan İslam’ı, Kur’an’ı öğrenmek ve hafız olmak isteyen fakir aile çocukları hep onu bulur.

Büyük bir ümitle, her türlü imkânsızlığı aşar; ne yılar, ne de yorulur. İman nuruyla aydınlanmış gönlü, bir işaret ışığı gibi Müslümanlara hep moral verir. Bu sebepten çok sevilir. Cenazesi bu sevginin son ve en mühim delillerinden biri olur. Fatih Camii avlusunu, dışarısını ve çevredeki yolları bütünüyle dolduran cemaat, hocamızın hizmetini özetler adeta...

Toplumun her kesiminden hanımlar, beyler, gençler, yaşlılar, zenginler, fakirler, Gönenli Hocamızın hizmet anlayışının nasıl kapsayıcı, kucaklayıcı özellikte olduğunu gösterir.

 

Denizli Hapishanesi’nde Bediüzzaman’la birlikte

Ne var ki hal-i hayatında, birçok hizmet eri gibi, ona da rahat verilmez. 1943 yılında yolu Denizli Hapishanesi’ne düşer. O sırada hapishanede bulunan Bediüzzaman Hazretleri’nin talebeleri araştırılırken bir beldede Gönenli Hoca’nın da adı geçer. Tutuklanması için bu yeterli bir sebeptir. Ancak bu adaletsizlikten bir hayır çıkar. Yolu Bediüzzaman ile kesişir.

Üstad, onu, “Hoş geldin Muhammed Efendi, hoş geldin! Sen burada lazımdın. Korkma, korkma!” diyerek karşılar. Kahraman Hocamız da, “Korkum yok efendim” der.

“Seni hapishanenin neresine koyalım?” diye sorarlar.

“İdamlıklar nerede ise, orasını isterim” der. İsteği yerine getirilir. Gönenli Hoca, o dibe vurmuşlar koğuşunu, inançla, ihlasla kendisine hayran bırakır.

Orada, zaman zaman Üstad’la görüşme imkânı bulur. Bediüzzaman haber salarak, Kur’an okumasını ister. O okurken, Hazret avludan dinler. Mahkemeye, Bediüzzaman’la kelepçeleyerek götürürler. O günleri, hayatının en huzurlu günleri olarak anlatır.

Tahliye edildikten sonra, bir hafta Denizli’de kalır. İçinde Üstad’la birlikte namaz kılma iştiyakı vardır. Bu arzusuna muvafık olarak, “Gelsin birlikte namaz kılalım” diye davet alır.

Ancak, Bediüzzaman Hazretleri’nin kaldığı Şehir Oteli’nin önü kalabalıktır. Orada toplananlar Gönenli Hoca’dan bir vaaz dinlemek isterler. Bunun üzerine Üstad, “Evvela vazifesini yapsın, sonra gelsin, namaz kılalım” der.

Bu namaz, nasıl doyumsuz bir ruhanî lezzet bırakır ki yüreğinde, yıllar sonra Üstad İstanbul’a gelince, onu Fatih Camii’ne davet eder. Bediüzzaman bu daveti şu şartla kabul eder:

“Başkalarına haber vermez ve beni halka göstermezse gelirim.”

Gönenli Hocamız bu müjdeyi heyecanla karşılar ve hemen hünkâr mahfilini hazırlatır. Üstad gelir ve imamlığında namaz kılınır.

 

“Onu bu beldenin şeyhülislamı kabul ettim”

O derin dostluk da doyumsuzdur elbet. Hocaefendi sürekli davet eder Üstad’ı. Ama o kararlıdır. Evlere gelmez. Üstelik hep haber gönderir: “Söyleyin Hafız Mehmed’e… Sakın, sakın yanıma gelmesin!”

Fakat gönül ferman dinlemez. Gönenli Hocamız şöyle düşünmekten kendini alamaz:

“Ya Rabbi! Bu zatın bende hiç kısmeti yok mu?”

Nihayet, dilek dualaşır, dua gerçekleşir. Bir Kurban Bayramı, sabah namazından sonra, evinin kapısı çalınır. Bir ses gelir hemen peşinden:

“Muhammed Kardaşım! Muhammed Kardaşım!”

Çıkıp bakar ki, Üstad… Hasretle boynuna sarılır ve der ki:

“Sen Kur’an’a çok hizmet ediyorsun. Benim yanıma gelenleri taciz ediyorlar. Seni de taciz etmemeleri için, yanıma gelmesin diye haber gönderdim… ”

Sonra da yanındaki talebesine, “Ver kabımı da, kısmetimi versin” der. Böylece bir tatlı keramet zahir olur. O sırada evinde yumurta tatlısı vardır, Üstad’ın kabına ondan koyar.

O görüşmede, Bediüzzaman Hazretleri güzel bir geleneği hatırlatır:

“Bir Müslüman bir beldede bulunduğu sırada bayram olsa, oranın din büyüğünü ziyaret etmek ona vaciptir. Mademki bu kardaşımız Kur’an’a hizmet için ortaya çıkmış, ben de onu bu beldenin şeyhülislamı kabul ederek ziyarete geldim. Biz Kur’an’ın manasına çalışıyoruz, Gönenli Mehmed Efendi de lafzına çalışıyor. Bu sebeple onun talebelerini kendi talebelerim gibi, Nur talebesi kabul ediyorum. ”

Üstad bunu söylediğinde, meğer bir talebesi içinden, “Onlar Risale-i Nur okumuyor ki” diye geçirmiş. Üstad da hemen eklemiş: “Cidden talebem olarak kabul ediyorum.”

 

Bekir Berk’in imdadına yetişir

Aradan yıllar geçer. Bediüzzaman Hazretleri, rahmet-i Rahman’a kavuşur ama hizmeti gelişir, genişler. Fakat şer cephesi de boş durmaz. Mahkemenin biri bitmeden diğeri başlar.

O üst üste yığılan davaların bir mücahit savunucusu vardır: Avukat Bekir Berk… Yine netameli bir dava için koşturur. Paranın kıt, uçağın çok pahalı olduğu 60’lı yıllardır. Havaalanına gelir. Biletini alır. Cebinde geriye para neredeyse kalmamıştır.

“Eyvah!” der ama yapacak bir şey yoktur. Uçakta, “Ben şimdi ne yapacağım?” diye üzülür. Çünkü duruşmaya yetişmek için taksi parası bile yoktur. Başını derin bir hüzünle koltuğa yaslar, gözlerini yumar. Bir süre sonra, tatlı bir selamla gözlerini açar. Tepesinde dikilen Gönenli Hocamızdan başkası değildir. Elindeki bir tomar parayı, avukatın cebine sokuverir. Bekir Berk ne diyeceğini bilemez. Şaşkınlığı had safhadadır.

Neden sonra, Hızır gibi yetişen hocamıza teşekkür için kalkar, etrafa bakınır, onu bir türlü göremez. Çevresindekilere sorar. Kimse bir şey görmemiştir. Uçakta bir gidip gelir, hocayı bulamaz.

İstanbul’a döndüğünde, hocamızı ziyaret eder. Ama uçakta verdiği para için teşekkür edemez. Çünkü Gönenli Hoca hep, “Ne uçağı kardeşim, ne parası?” der.

Evet, hocamızın böyle daha nice kerameti vardır. Allah makamını pürnur eylesin. 


Okunma Sayısı : 2081

Etiketler:

gönenli mehmed efendi
130 . Sayı
2015 Ocak Şubat Mart / 130. Sayı
ARŞİV
Ana Menu
Ana Sayfa
Yazarlar
Arşiv
Arşiv
Kurumsal
Hakkımızda
İletişim
İletişim
Adres: Sanayi Caddesi, Bilge Sokak No: 2
Yenibosna / Bahçelievler / İstanbul
Tel: +90 212 551 32 25 - Faks: +90 212 551 26 59
Moral Dünyası Dergisi
© 2014 Moral Dünyası, tüm hakları saklıdır.